Kadın Kalp Sağlığı ve Fiziksel Aktif Yaşam Tarzı

En son güncellendiği tarih: 30 Eyl 2018


Kadınlar ve Koroner Kalp Hastalığı: Gerçekler

Koroner kalp hastalığı (KKH) kadınlarda ve erkeklerde önde gelen ölüm nedeni olmaya devam etmektedir, ancak her yıl erkeklere göre daha çok kadınlar koroner kalp hastalığından ölmektedir. Kadınlarda genel kalp krizi riski, on yaş kadar genç erkeklerinki ile aynıdır fakat ilerleyen yaş ile birlikte bu risk kadınlarda ve erkeklerde benzer düzeylere gelmektedir. Kadınlarda her yıl üç ölümden biri kalp hastalığından meydana gelmektedir. 35-74 yaş aralığındaki siyahi kadınlarda, beyaz tenli kadınlara göre %74 oranında daha fazla koroner kalp hastalığı ölümü olduğu da gösterilmiştir. Bu istatistiklere rağmen, klinisyenler ve halk, genellikle 50 yıldan uzun süredir kadınlarda en büyük sağlık riski olarak meme kanseri ve osteoporozdan bahsediyor. Kadınların kalp sağlığı ile ilgili bu yanlış anlaşılmalar, postmenopozal kadınlarda koroner kalp hastalığından yaşam boyu ölüm riskinin, hem kalça kırığı hem de göğüs kanseri için %2.8'lik bir orana kıyasla, yaklaşık %31 olduğu göz önüne alındığında şaşırtıcıdır.


Kadınlar koroner kalp hastalığı ortaya çıktığında, erkeklerden daha olumsuz klinik sonuçlara sahip olmaktadır. Kadınların, kalp krizinden sonraki ilk yıl ölüm olasılıkları erkeklerin iki katıdır ve koroner kalp hastalığından aniden ölen kadınların yaklaşık yüzde 63'ü daha önce hiç semptom geçirmemektedir. Dahası, kalp hastalığı genellikle sessiz katil olarak adlandırılır, çünkü aniden ölen kadınların yaklaşık üçte ikisi asemptomatiktir. Koroner arter baypas greft cerrahisi geçiren kadınlarda, prosedürün bir sonucu olarak ölme olasılığı iki kat daha fazladır, ayrıca semptomlarından daha az rahatlama gösterir ve çoğunlukla erkeklerinkinden başka bir ameliyat daha gerektirir. Bu veriler, erkeklere kıyasla kadınların yaklaşık sekiz yıllık yaşam süresi avantajı yanında, her yaştan kadınlar için koruyucu kardiyak bakımın önemini vurgulamaktadır. Kadınlarda birincil koroner kalp hastalığı risk faktörleri arasında anormal kan lipidleri ve lipoproteinler (dislipidemi), yüksek tansiyon, fiziksel inaktivite, aşırı kilo, sigara ve diyabet özellikle önemlidir. 


Kadınlara Özgü Kalp Hastalığı Risk Kaygıları

Kadınlar ve erkeklerde, en yaygın kalp krizi semptomlarından olan göğüs ağrısı ya da rahatsızlığı ortak görülmektedir. Bunların haricinde, kadınların nefes darlığı, mide bulantısı, kusma ve sırt veya çene ağrısı gibi kalp krizinin diğer belirtilerini daha sık yaşadıkları iyi bilinmektedir. Kalp krizi ya da kararsız angina pektoris (göğüs ağrısı) yaşayan kadınlar genellikle erkeklerden daha büyüktür. Bu nedenle daha sıklıkla komorbid (eşlik eden) kronik hastalıkları vardır ve daha fazla komplikasyona sahip olabilirler. Dahası, kadınlar kalp hastalığı konusunda daha az farkındalığa sahip olabilirler ve sosyal destek yetersiz olabilir. Bütün bu faktörler kadınlar için daha kötü sonuçlara yol açabilir.


Son 20 yılda koroner kalp hastalığı ölümlerinin hem erkeklerde hem de kadınlarda azaldığı görülürken, kadınlardaki azalma miktarı erkeklere göre daha düşüktür. Ayrıca, son yıllarda 35-54 yaş arası kadınlarda koroner kalp hastalığı ölümlerinin görülme sıklığı, büyük olasılıkla obezite epidemisine bağlı olarak artmıştır. Koroner kalp hastalığı ölümlerindeki cinsiyet farklılığı, kadınlar arasında metabolik sendroma bağlı olarak koroner kalp hastalığı risk faktörlerinin erkeklere göre daha fazla kümelenmesine bağlanabilir. Bu durum belki de, yaş olarak "kadınsal avantaj"ın kaybolmasını açıklayabilir. Metabolik sendrom; obezite (özellikle karın çevresinde), yüksek kan basıncı, anormal kan lipidleri ve bozulmuş glikoz kullanımı hastalıklarını ve durumlarını içermektedir. Metabolik sendrom sıklıkla koroner kalp hastalıklarına ve tip 2 diyabete yol açmaktadır.  


20 yaş ve üstü kadınların üçte ikisinden fazlası aşırı kilolu ve obezdir. Yaşlı kadınlar, metabolik sendromun önemli bir bileşeni olan kilo alımı ve abdominal yağ birikimi için daha fazla risk altındadır. Fiziksel inaktivite, genel ve abdominal obezitenin önemli bir destekleyicisi konumundadır. 


Yüksek kan basıncı kadınların üçte birini etkilemektedir ve prevalansı 65 ve üstü kadınlarda erkeklere oranla daha fazladır. Yüksek kan basıncı siyahi kadınlarda beyaz tenli kadınlara oranla daha fazla yaygındır ve bu durumun siyahilerde koroner kalp hastalığından ölen kadınların daha fazla olmasına katkıda bulunduğu düşünülebilir. Bu gözlemler, her yaştan kadınlar için koruyucu kardiyak bakımın önemini tekrar göstermektedir.


Bir takım kan lipid ve lipoprotein anormallikleri metabolik sendrom ve koroner kalp hastalığı ile bağlantılı bulunmuştur ve "aterojenik dislipidemi" olarak adlandırılmaktadır. Bu anormallikler hafif ve orta derecede yükselmiş düşük-yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL, Low-Density Lipoprotein), daha küçük, daha yoğun ve aterojenik LDL'nin baskın olduğu trigliseritler ve düşük derecede yüksek-yoğunluklu lipoprotein kolesterolden (HDL, High-Density Lipoprotein) oluşmaktadır. Ayrıca, yüksek total kolesterol prevalansı kadınlarda erkeklerden daha yüksektir. 65 yaşından sonra, düşük HDL ve yüksek trigliseritler, kadınlarda erkeklere göre koroner kalp hastalığı için daha güçlü risk faktörleri olarak gözükmektedir. LDL ve total kolesterolde yaşa bağlı artışlar (Daha küçük, daha yoğun ve aterojenik LDL partiküllerine değişim gibi) kadınlarda erkeklerden daha yüksektir. 55 yaş üstü kadınların %40'ından fazlası yüksek kolesterol seviyelerine sahiptir.


Hiçbir kardiyak risk faktörü, koroner kalp hastalığındaki kadınsal avantajı tip 2 diyabetin yaptığından daha fazla yok etmemektedir. Bu, 20 yaş üstü tüm kadınların yüzde 8'ini etkiler ve siyah, İspanyol ve Kızılderili kadınlarda daha yaygındır. Diyabeti olmayan kadınlar aynı yaştaki erkeklerle karşılaştırıldığında daha az kardiyovasküler sorunlara sahip olsa da, bir kadın diyabet geliştirdiğinde cinsiyetle ilgili bu avantaj ortadan kalkar. Diyabeti olan bir kadının koroner problemler yaşama riski diyabet olmayanlara göre üç ila yedi kat daha fazladır. Bu, diyabetli erkeklerin koroner kalp hastalığı riskinin iki ila üç kat fazla olmasına göre daha farklıdır. Diyabet, erkeklerde görülmediği bir boyutta, kadınlarda kalp krizi riskini iki katına yükseltmektedir. Ayrıca, diyabetli kadınların yüzde 80'i bir tür kardiyovasküler hastalıktan ölmektedir. Tip 2 diyabet, kadınları erkeklerden daha fazla etkileyerek yaşam beklentisini yaklaşık sekiz yıl azaltıyor. Kadınların kalp sağlığı, özellikle de yaş ilerledikçe, metabolik sağlığının durumuyla açıkça ilişkilidir.


Kadınlarda diğer bir risk faktörü sigara kullanımıdır. Kadınların %15'i sigara kullanmaktadır. Sigara içen kadınların kalp krizinden hayatını kaybetme riski, erkeklere göre iki kat daha fazladır. Kadınlar için ek risk oluşturabilecek bazı benzersiz faktörler vardır. Bu faktörler, depresyon, psikososyal risk faktörleri ve sistemik lupus eritematozus ve romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklardır. Amerikan Kalp Derneği, bu tür risk faktörlerine sahip kadınların yüksek risk altında olduklarının düşünülmesini ve koroner kalp hastalığı risk faktörleri açısından taranmasını önermektedir.


Fiziksel Aktivite ve Kadın Kalp Sağlığı

Bu yazıda bahsedilen, kadınlara özgü benzersiz kardiyak risk faktörleri arasında, fiziksel inaktivite kadınlarda daha yaygındır. Kadınların sadece %46'sı fiziksel aktivite için mevcut önerileri karşılamaktadır. Yetersiz fiziksel aktivite yaşla birlikte artar ve daha düşük sosyoekonomik durumdaki kadınlarda daha sık görülür. Fiziksel inaktivite, kısmen, metabolik sendromun hastalıkları ve koşulları üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı koroner kalp hastalığı için başlıca bağımsız bir risk faktörüdür. Birçok çalışmada, fiziksel aktivite veya fiziksel fitness ile kardiyovasküler hastalığa bağlı ölümler arasındaki ters doz-yanıt ilişkisi gösterilmiştir. Sedanter (inaktif) erkek ve kadınların nonfatal miyokard enfraktüsü, felç, periferik vasküler hastalık, yüksek kan basıncı ve tip 2 diyabet geçirme riskleri çok yüksektir. Düşük seviyedeki fiziksel aktivite ile ayrıca, kan pıhtılaşması faktörleri, kan trigliseritleri, LDL, beden kitle endeksi ya da vücut ağırlığı ve sigara içme yaygınlığı artarken, HDL kolesterol seviyeleri düşmektedir. Kontrollü egzersiz antrenmanı denemeleri, total kolesterol, trigliserit, LDL, sistolik ve diyastolik kan basıncı, total ve karın bölgesindeki yağ, kan pıhtılaşma faktörleri seviyelerinde azalma ile ve HDL kolesterol, fibrinolitik (pıhtı çözücü) faktörler ve insülin duyarlılığında yükselme ile sonuçlanmıştır. Fiziksel aktivitenin faydaları kadınlar ve erkekler için benzerdir. Kadınlar için egzersiz, koroner kalp hastalığı riskini azaltmak için güçlü bir ilaçtır. Sonuçlar Koroner kalp hastalığı kadınlar için büyük bir sağlık tehdididir. Sonuç olarak, bu konu hakkında kadınların, sağlık profesyonellerinin ve fitness profesyonellerinin farkındalığını artırmak hayati önem taşımaktadır. Önleyici stratejiler, hem kadınlarda hem de erkeklerde koroner kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahiptir. Yukarıda belirtilen risk faktörlerinin yaklaşık yüzde 75'i yeterli koruyucu bakım ile önlenebilir. Fiziksel aktiviteyi arttırmak, koroner kalp hastalığının birincil ve ikincil korunmasında geniş çaplı etkilere sahip olması beklenen yaşam tarzı değişikliğidir. Fiziksel aktivitenin, dislipidemi, obezite, tip 2 diyabet, sigara ve yüksek tansiyon dahil olmak üzere metabolik sendrom ve ilgili koroner kalp hastalığı risk faktörlerini olumlu yönde değiştirdiği gösterilmiştir. Dahası, koroner kalp hastalığı olan kadınlar ve erkekler için, iyileşen koroner kalp hastalığı risk faktörü profilinin daha iyi sağkalım ve artmış yaşam kalitesi ile sonuçlanması muhtemeldir. Bu gerçekler göz önüne alındığında, Amerikan Spor Hekimliği Koleji, fiziksel aktiviteyi her yaştan kadınlar arasında kalp sağlığını iyileştirme aracı olarak güçlü bir şekilde desteklemektedir.


Kaynak: Amerikan Spor Hekimliği Koleji (ACSM)

(Photo: Designed by Pressfoto / Freepik)

289 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Bizi sosyal medyada takip edin

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Instagram Social Icon